Home / Diğer / Karanlıkta bir çığlık; Auschwitz Birkenau

Karanlıkta bir çığlık; Auschwitz Birkenau

Ani bir kararla ve plansız bir şekilde Polonya’ya gittiğimizde bu kadar seveceğ imizi hiç düşünmemiştim. Varşova’ya indikten sonra hemen tren ile Krakow’a geçtik, bizim eski Mavi Tren benzeri bir trende rahat bir yolculukla ulaştık ve şehri keşfe çıktık. Çok kompakt, güzel ve gece hayatı da oldukça canlı bir şehir. Ertesi sabah erkenden otelden rezervasyon yaptığımız bir turla Auschwitz’e doğru yola çıktık. Krakow’a yaklaşık 1,5 saat mesafede, yol boyunca otobüsteki TV’den belgesel izleyip tarih bilginizi de biraz canlandı rabiliyorsunuz. Toplam 6 milyon kişinin (Yahudi, Çingene, Rus ve Polonyalı savaş esiri ve eşcinseller)

İlk durak meşhur (geçenlerde çalınıp tekrar bulunan) Arbeit mecht Frei (Çalışmak özgür kılar) yazısının ter aldığı ünlü kapısı ile Aushwitz. Burası eski bir Polonya askeri kışlası, ilk yapılış amacı ise gerçekten de esirler için çalışma kampı. Çok düzenli binalardan oluşuyor. Başlangıçta yoğunlukla Polonyalı ve Rus savaş esirleri burada tutulmuş veyakınladaki kömür madenlerinde, bez fabrikaslarında ve Krupp metal fabrikalarında çalıştırılmışlar. Bu kompleks aynı zamanda daha sonra inşa edilen Birkenau I ve II kamplarının da yönetim merkezi ve kamp komutanının evi de burada yer alıyor. Zyklon B gazı ilk kez bu kampta ve Rus savaş esirleri üzerinde denenmiş, ilk denemelerde bazen bir kaç gün süren acılı ölümler yaşanmış ta ki en kısa sürede ölüm için doğru doz bulunana dek. Gaz ile öldürülen esirler buradan krematoryumlara aktarılmı ş ve yakılmışlar. Görülen 2 fırın aslına sadık kalınarak yapılan modeller, gerçekleri savaşın bitimine doğru Almanlarca imha edilmiş. 1942’de özellikle yahudiler için Toplu İmha planının (Mass Destruction) hazırlanması ile bu kampı n yetersiz kalacağı düşünülmüş ve ikinci kamp olan Birkenau ardı ndan da üçüncü kamp Momowitz inşa edilmiş. en büyük çalışma ve imha kampı ise Birkenau. Bu tesiste 6 gaz odası ve 4 yakma alanı inşa edilmiş.

Birkenau’yu anlatan en önemli bina “Sophie’nin Seçimi” filminde trenin içinden geçerek kampa girdiğ i büyük kapı. zaten tam anlamı ile ayakta kalan tek yapı da bu, kampın nerdeyse tamamı yıkılmış, ancak kapının üst katındaki odadan bakınca göz alabildiğine uzanan bir alanda koğuşların taş bacaları nı görebiliyorsunuz ve kampın büyüklüğünü o zaman anlayabiliyorsunuz. Esirler buraya genellikle hayvan taşıma trenlerinde getiriliyorlarmı ş, zaten bir kısmı yolda havasızlık, soğuk ve ezilme nedeni ile ölüyorlarmış.

Biz Mart ayında gittik ve soğuğu anlatamam, bir de üzerinizde incecik bir giysi ile az beslenerek burada gece ısıtmasız barakalarda yatmak zorunda olduğunuzu bir düşünün. kampa gelince önce doktor kontrolünden geçiriliyorsunuz ve çalışamayacak durumda olanlar, yaşlılar, hasatalr, sakatlar, çocuklar doğrudan ayrıştırılarak gaz odaları na diğerleri ise barakalara gönderiliyorlar. herkesten çıkarken alabilmek için bavullarının üzerine adlarını yazmaları isteniyor ve toplanan tüm eşyalar Kanada denen alana gönderilip değerlendirilmek üzere toplanıyor. (Buraya esirlerce Kanada denmesinin nedeni tüm eşyaların burada toplanması ve Kanada’nı n Yahudiler gözünde zengin bir ülke olarak algılanması) Müzede bu bavullardan oluşan koca bir yığını kesilen saçlardan oluşan yığınla birlikte görebiliyorsunuz. Barakalar tahta ranzalar ve ortada bir ocak-soba yapısından oluşuyor, elbette bu taş şömine benzeri cihazın hiç yanmadığını belirtmek gereksiz.

Barakalarda tuvalet yok, onun yerine her alan için 2 barakadan luşan ve sadece günde 1 kez gidilebilen tuvaletler yer alıyor. Sabahları bir parça ekmek ve kahve, akşamları da bir tas çorba yemek olarak sunuluyor. Doğal ölümlerin büyük bölümü bu nedenle aşırı sıvı kaybı ndan kaynaklanıyor. Burada üzücü olan durumlardan biri de tüm süreçlerde yine esirlerin çalıştı rılması, yani başlarındaki manga şeşeri, Kanada’da çalışanlar, mutfakta çalışanlar, gaz odalarından öldürülenleri toplayıp yakma odası na götüren ve külleri ortadan kaldıranlar da hep esirler.

Burada insanlar ölesiye çalıştırılmı ş, işkenceler görmüş ve üzerlerinde inanılmaz tıbbi deneyler yapı lmış. Bunlarla ilgili pek çok metayı müzede görmek mümkün. Savaşı n sonlarına doğru yok etme çalı şması öyle boyutlara ulaşmış ki yakınlarda kokudan durulamaz olmuş, gökten kül yağmaktaymış. savaşı n kaybedildiği anlaşılınca kapılar açılmış ve fiziksel olarak korkunç durumda 60.000 insan batıya doğru sürülmüş, yaklaşık 8.000 insan ise gidemeyecek durumda oldukalrı için kamp çevresinde kalırlar. Kamp Kızıl Ordu tarafından kurtarıldığında içeride 4.000’i kadı n 6.000 esir bulunmaktaymış. Kampta müttefikler 1 milyondan fazla giysi, 50.000 ayakkabı ve 7 ton insan saçı bulmuşlar.

Burayı gezince ideolojik beyin yıkama nasıl bir şeydir ve insanlara neler yaptırıyor inanıyorsunuz. Bunları yapanlar karşılarındakini insan olarak görmedikleri için tüm bunları da yapmakta veya yapılanlara ortak olmakta beis görmemişler. Polonya’ya yolunuz düşerse mutlaka burayı ziyaret edin, kendinizi iyi hissetmeyeceksiniz, içiniz ezilecek ama gerçekten burası görülmesi gereken bir utanç abidesi.

Check Also

Güler yüzlü doktorlar görmek istiyoruz…

Mart ayı başlarında ‘Londra’da Türkçe konuşan toplumun yaşam kalitesini etkileyen zorlukların belirlenmesi’ başlığı altında başlatı- …