Yurt d??? konserleri ile Türkiye’yi ba?ar?l? ?ekilde temsil eden piyanist Hüseyin Sermet, bu defa Londra’da dinleyicileri ile bulu?tu. Geçen hafta gerçekle?tirilen konsere gösterilen ilgiden oldukça memnun oldu?unu dile getiren Sermet, bundan önceki y?llarda da Londra’ya konserler için geldi?ini hat?rlatt?.
9 Şubat akşamı ‘Queen Elizabeth Hall’ de düzenlenen Londra konserinin ardından, Sermet’i kaldığı otelde ziyaret ederek, klasik müzik ve Türk toplumunun bu müziğe ilgisi hakkında kısa bir röportaj yaptık.
Klasik müziğin ülkede yaygınlık durumunun eğitim seviyesi ile alakalı olduğunu vurgulayan Sermet, Türklerin klasik müziğe ilgisinin önceki yıllara arttığını ifade etti.
Konseriniz nasıl geçti? Katılımdan memnun musunuz?
Konser çok güzel geçti. Katılım gayet yüksekti. Bu konuda zaten hiç bir problem yaşamadık bugüne kadar.
Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
1955 yılında İstanbul`da doğdum. Müziğe ilgim çok küçük yaşlarda başladı. 7-8 yaşlarındayken piyano çalmaya başladım. Eğitimime 1965`te Ankara Devlet Konservatuvarı`nda başladım ve burada Ferhunde Erkin, Cemal Erkin ve Adnan Saygun gibi önemli Türk müzisyen ve bestecilerle çalıştım. 1968 yılında ‘Olağanüstü Yetenekli Çocuklar’ yasasından yararlanarak Paris Konservatuvarı`na gittim ve okuldan piyano, oda müziği, kontrupan ve müzik analizi dallarında birincilik ödülleriyle mezun oldum. Pek çok seçkin uluslararası yarışmada ödüller kazandım. La Scala, Theathre des Champs– Elysees, Pleyel, Palau de la Musica (Barselona), Teatro Comunale( şoransa) gibi dünyanın seçkin konser salonlarında da sahne aldı m. Menton, Montreaux, La Roque d`Antheon, Santander ve İstanbul müzik festivallerine katılı- yorum. Türkiye ve Fransa’da yaşıyorum.
Türkiye’de piyano çalan ve dinleyen insan sayısı yok denecek kadar az diye bir kanı yaygın. Bu doğru mu?
Bu düşünceye katılmıyorum. Tam aksine gayet yaygın olduğunu düşünüyorum. Özellikle son yıllarda bu rakam daha fazla artmış durumda. Tarihe de bakıldığında, Osmanlı döneminde de Saraylar’da bu tür müzikler dinlenirdi ve o dönemin padişahlarına ait klasik müzik eserlerimiz var. Ayrıca, Cumhuriyet ile birlikte güzel sanatlar alanında bir çok gelişmeler yaşandı. Buna klasik müzik zevkinin yaygınlaşması da dahil. Bu müziği dinleyenlerin hızla artış gösterdiğini, giderek bir çok şehirde yaygınlaşıyor olmasından da anlı yabiliriz. Önceki yıllarda bu müzik tarzı sadece İstanbul ve ankara’da dinlenirdi. Fakat şimdi bakıldığın da, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Samsun, Eskişehir, Antalya, Adana, Mersin gibi daha bir çok şehirde piyano ve klasik müzik dinletileri yaygın bir şekilde yapılmakta.
Piyano neden elit kesime ait olarak görülüyor?
Bu müzik tarzı evrensel bir tarz olup, eğitimle alakalı gelişim gösterir. Her ülkenin kendine has folklorik bir yapısı var. O ülkenin insanları bu müzik tarzını dinler zaten. Fakat bu müziği diğer ülkelerde dinletemezsiniz. Bunu yapabilmek için evrenselleştirmek gerekiyor müziği. Ancak bu şekilde dünya insanları nın hepsinin birlikte dinleyebileceği bir müzik tarzı yaratılmış olur. Duruma bu açıdan bakıldığın da, ortaya eğitimle alakalı durumumuz girer. Eğitim konusunda kendimizi aştığımız sürece bu tür çalışmalarımız olur ve dünya insanları ile aynı seviyeyi yakalamış oluruz. Şöylede açıklayabiliriz; baktığımız da Beethowen’ında kendi kültürüne ait bir folklorik müziği vardı zaten. Fakat, o dönemin şartların da kendisi bu tarz bir müzik yaparak, evrensel bir müzik yarattı.
Londra ve yurt dışında yaşayan Türkçe konuşan toplumun klasik müziğe olan ilgisini nasıl buluyorsunuz?
Aslında cevabım yine aynı yönde olacak. Klasik müzik veya piyano ile ilgili olma durumu insanların Londra’da, Türkiye’de yada Fransa’da oluşu ile alakalı değil. Tamamiyle eğitimle alakalı bir durum söz konusu. Bu ülkelerde yaşayan toplumumuzun 3-4 kuşak sonrası olacak olan torunları eminim her açıdan çok daha farklı olacaklar. İnsanlarımızın bazıları hala çok tutucu ve yeniliklere kapalılar. En zor değiştirebileceğimiz şey ‘zihniyet’ tir. Bu değişim içinde öncelikle eğitim şart. Her şeyin kaynağı eğitim. Malesef hala töre cinayetlerine şahit oluyoruz. Bu yaşananlar eğitim konusunda içinde bulunduğumuz durumu açıkça ortaya koyuyor. Gittiğim her ülkede bu konuda kendisini geliştirmiş çok insan olduğunu gördüğüm gibi, bunların arasında eğitim konusunda çok fazla geride olan insanların var olduğunuda biliyorum. Bu nedenden dolayı ülke olarak bakmamız yalnış.
- 12/02/2010 11:54 - “Sırf sanatçı ve yönetici değil, sanatçı/yönetici olmayı tercih ederim”
- 08/01/2010 11:58 - Sevgisini sitemlerle ima edenler grubu
- 25/12/2009 00:00 - Dünya devrimci müziğinin önemli ismi ‘Grup Yorum’
- 25/12/2009 00:00 - Setlerde çalışmaktan keyif alıyorum
- 18/12/2009 10:01 - Türkiye’de sinema sektörü büyüyor








In Turkish
In English