The Market – Bir Ticaret Masal? filminin yazar ve yönetmeni Ben Hopkins ile bir sohbet gerçekle?tirdik. Ben Hopkins yakla??k 6 y?l önce Türkiye ye gitmi? ve ?stanbul’da ya?amaya ba?lam??. Türkiye’de belgesel bir film çektikten sonra The Market isimli filmi çekmek için çal??malara ba?lam??. Uzun u?ra?lar sonucunda film çekilmi? ve Avrupan?n 4 bir yerinden Antalya Alt?n Portakal da dahil olmak üzere birçok ödül kazanm??.
Filmin konusunu Moldova’daki bir hikayeden bulduğunu söyleyen Ben Hopkins, yıkılan rejim sonrası insanların karaborsada nasıl mallarını sattığını gördükten sonra benzer bir hikâyeyi uygulamak için bu filmi hazırladığını söyledi.
Film Türkiye’nin doğusunda geçiyor. Filmi yaparken herhangi bir zorluk oldu mu, ve ne kadar sürdü çekimi gerçekleştirmek?
Daha önce Doğu Beyazıt ve Van civarlarını çok gezmiştim ve neredeyse oranın yerlisi gibi iyi biliyordum. Senaryoyu yazdıktan sonra gerekli finansörleri bulmak ve çekimlere başlamak için 6 yıl gibi bir süre beklemek zorunda kaldım. Ardından Roshanak Behesht Nedjat isminde İranlı bir yapımcı ile anlaştım ve çekimlere başladık, yaklaşık 40 günde de tamamladık.
İngiliz bir yönetmen olarak Türkiye’de film çekerken ne hissettiniz?
Aslında çok riskli bir şey yaptığımın farkındaydım, çünkü filmi yaparken, hiç kimseyi üzmek istemiyordum. Herhangi politik bir olaydan bahsedip bazı çevreleri karşıma almak istemedim. Ayrıca geçmişte Türkiye ile ilgili filmleri de göze aldığımızda kesinlikle Türkiye’yi kötülemek amaçlı bir şey yapmak istemedim, sadece konuya odaklanmak istedim. Benim için en güzel nokta Antalya Film Festivali gösteriminde seyircilerin verdiği reaksiyon oldu, verilen tepki benim çok doğru ve güzel bir şey yaptığımı gösteren bir kanıt oldu.
Filmde çalışan yapımcılar Enternasyonal bir grup oluşturmuşlar. Belirttiğim gibi, filmin finans problemi vardı bu yüzden, Alman, İngiliz, Kazak ve Türk yapımcıların desteği ile gerçekleştirdik filmimizi.
Senaryoyu yazarken hiç zorlandınız mı? ilmde her şey Türkçe ve ne kadar Türkçeyi bilseniz de bazı şeyler birebir tercüme edilemiyor.
Ben senaryoyu ilk yazdığımda Türkçem neredeyse hiç yoktu ve her şeyi İngilizce yazdım. Zamanla Türkçem gelişti asistanımın da yardımıyla filmi Türkçeleştirmeye başladım. Benim bazı favorilaşarım vardı İngilizce yazdığım ama onların Türkçe karşılıklarını bulamayınca silmek zorunda kaldım, bazı Türkçe sözlerinde İngilizce karşılığı yoktu. Çalıştığım aktörlerin İngilizcesi çok iyiydi ve bana nerede ne diyecekleri hakkında yardımcı oldular ve böylelikle senaryoyu hazırlamış olduk.
Türk sineması hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benim Türk sinemasıyla ilk bağlantım Yılmaz Güney filmleri ile oldu. Onun birçok filmini izledim ve onun üslubu çok hoşuma gitti. Şimdiki zamana baktığımızda Nuri Bilge Ceylan gibi çok yetenekli yönetmen var, gene aynı şekilde Zeki Demirkubuz da kendi stilini yansı tmaya çalışıyor. Ümit Ünal’ın da ilginç çalışmaları var.
Şu anda ekonomik olarak bir hata var Türk sinemasında. Gereğinden fazla film yapıldığını düşünüyorum. Bu biraz da Türklerin düşüncesi ile ilgili mesela Türkiye’de veya burada Türklerin yoğun olduğu yerlerde görüyorum, bir sokak üzerinde birden fazla aynı şeyi satan dükkan oluyor. Böyle olunca da insanların kazancı düşüyor aynı şey sinema için de geçerli, birden fazla film olunca onlardan gelecek kazanç da otomatik olarak yok oluyor. Ayrıca Türkiye’de sinema sektöründe çalışanlar yok pahasına çalışıyorlar, bu da işleri zorlaştırıyor. Türkiye nin ülke olarak zenginleşmesi lazım ve sinema için çalı şanların sendikalaşıp bir grup halinde olmaları lazım. Eğer Türkiye zenginleşirse, ülkenin üzerinde hiçbir politik problemin kalmayacağını zannediyorum.
| Film 90lı yılların ortasında Tüccar Mihram’ın başından gecen bir ticaret macerasını anlatıyor. Büyük işler bağlamak için kendine sermaye ayarlamaya çalışan Mihram ticaret yapabilmek için her çeşit riski göze almaktadır. Mihram’ın tek amacı sermayesini ayarlayıp kendine bir cep telefonu dükkânı açmaktır. En İyi Film dahil 4 dalda Altın Portakal Ödülü ve Avrupa’nın değişik yerlerinde toplam 9 ödül sahibi film, kapitalist öğretinin egemen olduğu dünya ticaretinin küçük bir halkasını tasvir ederken, yoksulluğun ve köşe dönücü zihniyetin hakim olduğu bir yerde bireyin vicdanı ve aklıyla olan mücadelesini konu alıyor. Yönetmeni de İngiliz olunca, olayların daha çok dışarıdan birisinin gözüyle anlatıldığını görebiliyoruz. Bir İngiliz gözüyle, Türk filmi nasıl olur diye merak ediyorsanız İngiltere genelinde gösterime giren The Market’i kaçırmadan izleyin. |
- 07/05/2010 14:04 - Cem Yılmaz ve Şener Şen’in Filmi Geliyor
- 30/04/2010 10:20 - Türkiye’nin ilk 3 boyutlu filmi: Cehennem
- 30/04/2010 10:15 - İstanbul’un fethi başladı
- 23/04/2010 00:00 - Çok Filim Hareketler Bunlar
- 23/04/2010 00:00 - Yeni Gece Yarısı Ekspresi çekiliyor
- 09/04/2010 20:37 - Yeşim Ustaoğlu’na mükemmellik ödülü
- 09/04/2010 20:28 - Eyvah Eyvah
- 09/04/2010 20:24 - Türk Kafası
- 26/03/2010 00:00 - Çok film hareketler bunlar
- 26/03/2010 00:00 - “Selvi Boylum Al Yazmalım” yeniden vizyona giriyor...








In Turkish
In English