Uzunca bir bekleyi?in ard?ndan 22 A?ustos sabah? önce otobüsle Datça’ya Datça’dan ise minibüsle Palamutbükü’ne vard?k. Araba ile de?il toplu ta??ma araçlar? ile seyahat edece?imiz uzun bir rotay? takip edecektik.
Sabah Datça’ya indikten sonra atladık Otogarda Palamutbükü minibüsünü sorduğumda, az evvel çıktı durun arabanın şoförünü arayalım geri dönüp sizi alsın böylece boş yere burada bir saat beklemeyin dediler. Böylece, benim için cidden güzel bir hoş geldiniz jesti ile tatil başlamış oldu. Palamutbükü’ne vardığımızda ise minibüsçü amca bizi tam kalacağımız Bük Pansiyon’un önünde indirdi.
Palamutbükü’nün plajı taşlık, suyu serince ama güzel, berrak. Ufak bir koy olduğundan dolayı yapılaşma pansiyonlarla ve en fazla 2-3 katlı apart otellerle sınırlı. Hemen arkadaki Yaka Köy Muhtarlığına bağlı Palamutbükü. Pansiyonlarla denizi ayıran yegane şey sahil yolu. Hala mütevaziliğini koruyabilmiş bir mekan. Müdavimleri var. Kiminle tanışıp, konuştu isek 8-10 senedir Palamutbükü’nde tatil yaptıklarını öğrendik. Yani aslında pek çok insan buradaki pansiyonları devre mülk gibi kullanıyor desek yanlış olmaz. Zaten çoğu pansiyon sahipleri ile ahbap olmuş vaziyetteler.
Pansiyon ve apart otellerin pek çoğunun önünde kendi restoranları da var. Bütün gün kahvaltıdan başlayarak, öğle yemeği, atıştırmalık, sıcak soğuk içecek ihtiyacınızı bu restoranlardan gidermeniz mümkün.
Akşam üstü sahilin batı kıyısına doğru yürüdük. Yürüyüşün sonunda limana ulaştık. Dizi dizi pansiyonlar burada da sıralanıyordu. Yat limanında farklı bayrak çekmiş çok sayıda gemi var. Yabancı turistlerin de Bükün bu tarafına rağbet ettikleri görülüyor. Yol boyu badem, adaçayı, kekik ve incir satanları görüyorsunuz. İncirler, minik, sert ve yemyeşil, sanki olmamış gibi ama sonra bir ısırıyorsunuz, bal yedim sanıyorsunuz.
Tekne turu için Datça’ya gitmeye niyetli idik ki, bir gün önce tekne turunu iptal
Şehir gerçekten de muhteşem bir konuma sahip. Bir yanı Ege’ye bir yanı Akdeniz’e bakıyor. Kalıntıların pek çoğu yurtdışına kaçırıldığı için 4000 kişilik amfi tiyatro dışında çok da bir şey göremiyorsunuz. Bu da üzücü oluyor tabi.
Datça yarımadasının en uç kısmında Ege ile Akdeniz’in birleştiği noktada Tekir Burnu üzerine kurulan Knidos, antik dünyanın en zengin şehirlerinden biri imiş. Bulgulardan yaklaşık 5000 yıllık olduğu tahmin ediliyormuş. Efes’ten daha büyük bir şehir olmasına karşın hak ettiği ilgiyi göremediğinden bahsediliyor.
Şehir birbirini dik kesen yolarda oluşan ızgara planına göre inşa edilmiş. Knidos’un en ünlü bölümü ise Afrodit tapınağının bulunduğu bölüm imiş. Tapınak iki limanı da tepeden görecek şekilde yuvarlak olarak inşa edilmiş. Deve Boynundan iki limanın arasında kalan dar yoldan gelen beyaz mermerlerden yapılmış sütunlu bir yol bu tapınağa çıkıyormuş. Tapınağın tam orta yerinde ise ünlü heykeltıraş Praksiteles’in çıplak Afrodit heykeli varmış.
Kaidesi ve basamakları pembe mermerden olan bu tapınağın yanı sıra aşağı şehirde birden fazla amfi tiyatro ve bir de 19.yy.da maalesef İngiltere’ye kaçırılan Demeter heykeli varmış. Ayrıca mevcut olan Büyük Tiyatro’nun taşları da 19. yüzyılda Kavalalı Mehmet Ali Paşanın Kahire’deki sarayına ve Dolmabahçe Sarayına taşınarak inşaat esnasında kullanılmış.
Knidos’u bir yana bırakıp yeniden tekne turuna dönecek olursak eğer, 1 saatlik Knidos antik şehir gezi molası da dahil olmak üzere verilen toplam 3 yüzme molası ile gayet zayıf bir tekne turu idi. Knidos’ta verilen bu bir saatlik molanın biz yaklaşık 45 dakikasını antik şehri gezmek için harcadık. Geriye kalan 15 dakikada da kendimizi hızlıca suya atıp serinledik. Knidos ve yemek molasını verdiğimiz Domuz İni dışında durduğumuz bir diğer koy ise Akvaryum koyu oldu. Hemen hemen her tatil yöresinin mutlaka bir akvaryum koyu olmasından dolayı çok özellikli bir durum teşkil etmemekle birlikte denizin dibinin pırıl pırıl olduğunu ve çakıl taşlarının mozaik gibi ışıldadığını söylemem lazım. balıkları beslemek de çok dinlendirici ve mutluluk verici bir şeydi.
- 25/02/2011 00:00 - Türk turizmi krize direniyor
- 05/11/2010 00:00 - “Dünya Sorumlu Turizmcilik” Alanında Türk Firmasının Başarısı
- 28/05/2010 00:00 - Tatil paketlerinde fiyat karmaşası
- 14/05/2010 09:25 - Moğalistan; ‘Gobi’...
- 07/05/2010 14:43 - Lizbon
- 07/05/2010 13:18 - Turizm sezonu öncesi bir olumsuz haber daha
- 30/04/2010 09:52 - Nevşehir








In Turkish
In English