Home / Yazarlar / İngilizlerin Mısır sevdası
Timur Ekingen timur@turkishtimes.co.uk
Timur Ekingen timur@turkishtimes.co.uk

İngilizlerin Mısır sevdası

Tunus’ta başlayan ve Mısır’da devam eden Arap ülkelerindeki halk hareketleri dünyanın gündemini meşgul ediyor. Türkiye’de de sokaktaki herkesin en büyük sohbet konularının başında geliyor olaylar.

Türk gazetelerinin birisinde okudum; İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinden almışlar. Bakanlık Mısır’da bulunan İngilizlere “Kahire, İskenderiye, Luksor ve Süveyş’e zorunlu kalınmadıkça seyahat edilmemesi” kaydıyla ülkede kalabilecekleri yönünde tavsiyede bulunuyor.

Başta ABD olmak üzere Türkiye dahil pek çok ülke vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısında bulunurken, İngiltere’nin “Gösterilerden, olaylardan uzak durun, kalın” demesinin hikmeti var elbette.

Zira bu İngilizler neredeyse iki asırdır Mısır’da kalmak için her yolu denediler. Osmanlı denetimindeyken etkinliklerini artırdılar. Napol-yon’un ordularını ülkeden çıkarmak için Osmanlıya destek verdiler.

Nihayetinde 1882-1922 arası fiilen Mısır’a el koydular. Ekonomiden sosyal yaşama her alanda, olabildiğince hızlı biçimde ağırlıklarını hissettirmek için çalıştılar.

Süveyş kanalı onların kontrolündeydi. Mısır’daki pamuk tarlaları Manchester’daki tekstil atölyelerine hammadde yetiştiren alanlara dönüştü.

Arap dilinde ve Mısır edebiyatındaki etkileri, ‘Mısır’da İngiliz işgalinin Arap dili üzerindeki etkileri’ başlıklı tezlere konu olacak kadar derin.

Müslüman ve Arap dünyasının Nobel ödülü alan tek yazarı olan Mısırlı Necip Mahfuz’un, ona bu ödülü kazandıran 1947 tarihli ‘Midak Sokağı’ adlı romanı, Kahire’deki İngilizlerin varlığının toplumsal hayatı nasıl etkilediğinin en çarpıcı örneklerinden birisi aynı zamanda.

Bugün ise Vodafone’dan Rolls-Royce’a bine yakın İngiliz şirketi Mısır’da faaliyet gösteriyor. Her yıl bir buçuk milyona yakın İngiliz turist Kızıldeniz’de dalmaya gidiyor.

Sanırım şimdi İngiliz Dışişleri Bakanlığının vatandaşlarına, ‘Zorda kalmadıkça Mısır’ı terk etmeyin’ çağrısının nedeni daha iyi anlaşılabilir.

Hüsnü gitsin Mübarek kalsın!

Yukarıdaki başlık Mersin’den arkadaşım Deniz Tuncay’a ait. Sözlüğe bakmış; Mübarek’in çok mübarek bir söz olduğunu görmüş. Anlamı çok derin ve güzel. Mukaddes, hayırlı, uğurlu, kutlu anlamlarına geliyor. Kadire geceleri ve bayramlar, düğünler ve doğumla gibi günlerin Mübarek olduğunu hatırlatıyor.

Mısır’da Mısırlıların “Mübarek” gitsin sloganlarına kızıyor ve şöyle sesleniyor onlara : “Mübarek’ten ne istiyorsunuz. Onun kod adı, Mısırlılar arasındaki lakabı, Resi’miş. Reis gitsin, gidecek deyiverin. Kimse reisler elinde beis çekmesin, diye haykırsanıza! Bakın, Hüsnü de sözlükte güzel ve iyi huylu anlamında. Bunu da halk arasında sık kullanırdık. Araplar hala kullanır. Gelin anlaşalım ey ahali, ey mübarek dostlar. Hüsnü gitsin, Mübarek kalsın. Güzel ve iyiyi ( yani Hüsnü’yü) bizler oluşturabiliriz ama, Allah aşkına sokaklarda “Mübarek “ gitsin diye bağırıp çağırmayın! Sonra Tanrı’nın gücüne gidecek, Mübareksiz kalacaksınız! Tek bir adam (?) için koca bir sözü, kavramı, anlamı, ilahiyatı har vurup harman savurmayalım. Ağaca bakarken ormanı atlamayalım.”

Check Also

Timur Ekingen timur@turkishtimes.co.uk

KTHY battı, altta kalanın canı çıkıyor!

Geçen sene bütün hantallığı ile gürültülü biçimde çöken Kıbrıs Türk Havayollarının (KTHY) Londra ofislerinde çalışan 20 çalışanın durumu …