Home / Haber / Londra ekonomisi beyaz yakalıların primlerine odaklandı
Britain's Conservative Party mayoral candidate for London Boris Johnson speaks on the first day of the Conservative Party annual conference in Blackpool September 30, 2007. REUTERS/Toby Melville (BRITAIN)

Londra ekonomisi beyaz yakalıların primlerine odaklandı

Londra ekonomisi City’de çalışan ve her yıl yüklü miktarlarda bonus alan finans çalışanları ile hükümet arasındaki vergi tartışmasına kilitlenmiş durumda.

Maliye Bakanı Alistair Darling’in Aralık ayında ön bütçeye ilişkin açıklamalarında £25,000’i aşan prim gelirlerinin yarısına vergi olarak el koyulacağının açıklanması Londra’nın kalbi durumundaki City bölgesinde isyana neden oluyor. Binlerce finans çalışanı bu durumu protesto ederken, JPMorgan Chase gibi uluslararası finans şirketlerinin hükümete Londra’daki merkezlerini bir başka ülkeye taşıma resti çektikleri kaydediliyor.

Londra’da çeşitli banka ve finans şirketlerinde çalışan 5 binin üzerinde bankacının yıllık £1 milyonun üzerinde bonus aldığı tahmin ediliyor.

Belediye Başkanından bankalara destek

Londra Büyükşehir Belediye başkanı Boris Johnson’da Maliye Bakanı’ nı suçlayarak finans çalışanlarına destek verdi. Hükümetin, Londra’yı uluslararası finans merkezlerinin başkenti olma özelliğinden mahrum etmeyi hedeşediğini savunan Johnson, 9,000 dolayında finans çalışanının Londra’dan ayrılabileceğ inin gündeme geldiğini belirterek bu durumun kent ekonomisine £5 milyar sterline mal olabileceğ ini duyurdu. Johnson hükümetin söz konusu çalışanlardan vergi kaybının ise £1,2 milyar sterlini bulacağını ekledi.

Çok sayıda banka ve şirket yöneticisi ile kontak halinde olduğunu kaydeden Belediye Başkanı şunları söyledi: ‘Bir firma yöneticisi bana, 1,600 dolayında çalışanın Londra dışında bir kente atanmak istediğini söyledi. Bu durumda bir çok banka var. Goldman Sachs gibi firmalar merkezlerini Zürih gibi başka kentlere taşımayı düşünüyor. Zaten ekonomik durgunlukla boğuşan kent ekonomisi bu tür kararlarla daha da büyük zararlar görebilir.’

Dev bankalar milyarlarca dolarlık bonus dağıtıyor

Bu yıl başında yaklaşık 12 milyar dolar kar açıklayan Goldman Sachs’ın Londra ofisinde çalışan 5,000 dolayı nda bankacıya yaklaşık 1 milyar dolar bonus dağıtılacak. Yine dev finans şirketlerinden JP Morgan dünya genelindeki 222,000 çalışanına ortalama 120,000 dolar bonus dağıtmayı hedeşiyor. JP Morgan’ın İngiltere genelinde 10,000 dolayında çalışanı bulunuyor. Bunların bir kısmı Bournemouth gibi kentlerde faaliyet gösteriyor. Bu iki finans kuruluşunun dışında Deutsche Bank ve Barclays gibi bankaların da ekonomik krize rağmen ciddi bonuslar dağıtması bekleniyor.

Uzmanlara göre hükümetin yeni vergi uygulaması £250 ila £300 milyon arası vergi geliri sağlayacak.

Bankacılar ateş püskürüyor

Hükümetin vergi uygulamasına yönelik en sert tepkilerden birisi HSBC’nin en tepe yöneticisi Michael Geoghegan’dan geldi. Uygulamanı n ‘garip’ olduğunu savunan CEO, çok sayıda bankacının İsviçre gibi ülkelere göç edebileceğini savunuyor.

City gençleri milyonluk primlerini lükse harcıyor

Londra’daki lüks tüketimini, uluslararası zenginler kadar olmasa da körükleyen bir diğer faktörde finans sektöründeki profesyoneller. Londra’da para piyasalarının kalbi City’de çalışan profesyonellere yıl sonunda dağıtılan ikramiyelerin toplamının 2009 yılında £9 milyara ulaştığı sanılıyor.

Yaş ortalamaları oldukça genç olan 320 bin dolayında çalışandan 5 bini aşkın profesyonel, £1 milyon ve üzerinde prim alıyor.

İngiliz medyasında yer alan haberlere göre, rekor primler emlak, lüksaraba gibi harcamaları tetikliyor. Ferrai, Porsche ve Bugatti gibi arabalar için karaborsa oluşurken, binlerce sterlin hesap ödenen restaurantlar, lüks alışveriş merkezleri City çalışanlarının primlerinden bolca faydalanıyor.

Ötekilerin penceresinden zengin Londra

İngiltere’de hükümet ekonomik krizin başladığı geçen yıldan bu yana banka ve finans şirketlerini kurtarmak için aldığı önlemler paketinin vergi mükelleşerine maliyetinin £850 milyarı bulması bekleniyor. Hükümetin sadece RBS ve Lloyds grubunun hisselerine ödediğ i rakam £76 milyar dolayında.

Öte yandan İngiltere’de çalışma çağındaki 2.5 milyon kişinin işi yok. Buna her ay 200 bin kişi daha ekleniyor. Umutları tükendiği için iş aramaktan vazgeçenler hesaba dahil değil. Daha vahimi; neredeyse her üç İngiliz ailesinden biri yoksulluk sınırının altına düştü. İnsanların sabırları taştı taşacak. Daha geçenlerde gençler sokağa dökülüp işsizliği protesto ettiler. Binlerce uluslararası firma ve zenginin akın akın geldiği, para piyasası nın kalbinde çalışan profosyenellerin milyonlarla oynadığı ve ‘çok kazananların’ baskın ve ölçüsüz para harcama kültürü zaman zaman İngiliz kamuoyunda tartışmalara yol açıyor.

Örneğin 320 bin dolayında City çalışanının devasa primler almasına en ilginç tepkilerden birisi geçtiğ imiz yıllarda İngiltere’nin en önemli din adamlarından olan Worcester Piskoposu Peter Selby’den gelmişti. Piskopos, yüksek primleri ‘Aşağılayıcı ve haksız’ olarak nitelendirirken hemşirelik, öğretmenlik gibi meslek sahipleri oldukça düşük oranlarda maaş artı şları ve ikramiyeler alırken, söz konusu primlerin adaletsizliğe yol açacağını savunmuştu. Bu görüşünü yüksek sesle dile getiren Baş Piskopos, bir çok din adamından da destek görmüştü.

Öte yandan ülkenin en büyük sendikası nın genel sekreterliğini yürüten Brendan Barber da yüksek primleri ahlaki bulmadığını vurgularken ilginç bir de öneride bulunmayı ihmal etmiyor : ‘Eğer City çalı şanlarına dağıtılan primleri ülke genelindeki bütün çalışanlara dağıtabilsek, bu herkes için 350 sterlinlik bir prim ve daha hoş bir yeni yıl getirirdi.’

 

  • Çağlar Karataş – Türk Bankacılar Birliği Başkanı
  • Vergi uygulamaları orta vadede İngiliz ekonomisine zarar verir

Hükümetin vergi uygulamaları karşısında olusan tepkiyi normal buluyorum. Ben pazar ekonomisinin bir sadık destekçisi olarak ekonomide sabitleme ya da sınırlamalara karşıyım. Aynı şey ikramiyeler için de geçerli. Piyasa ekonomisinde fiyatlar için bir kontrol fonksiyonu var. Arz ve talep kaynakları n verimli kullanılmasını sağlamaktadır. Ancak bunun uzun vadede başarılı olması için sosyal ve siyasi kabul gerekmektedir.

Bakın, İngiltere ekonomisinin dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yer almasının en büyük nedenlerinden biri de ‘The City’ diye adlandırdığımız Londra finans merkezidir. Londra yıllık 20 Milyar doların üzerindeki finansal ihracatı ile dünyanın en büyük finans merkezidir ve İlgiltere’nin Gayri Safi Milli Hasılası’ndaki payı çok büyüktür.

Banka ve finansçıların verginin olmadığı Dubai, Singapur ve Hong Kong ile verginin çok daha az olduğ u İsvicre gibi merkezlere kaçması na neden olmak uzun dönemde İngiltere’ye çok daha büyük zararlar verecektir. Ayrıca performansları değerlendirmenin önünü kapatırsanız, sadece birkaç zenginin toplumun sırtında olduğu hissini uyandırırsınız. Bu soru bana Türkiye’de ki bir vakıf üniversitesinde verdiğim seminerde de sorulmuştu. Elbette bonus ve ikramiyelerle ilgili düzenlemelerin yapılması da bir haktır. Ancak sert düzenlemeler eninde sonunda herkesi fakir kılacaktır. Bunu görememek dar görüşlülüktür.

Türk bankacılar da düzenlemelerden etkileniyor

Türk bankacılar birliği, TBA üyelerinin neredeyse yüzde 90’ı yatırım bankacılığı sektöründe çalıştığı için söz konusu düzenlemelerden etkilenecekler. The City’de çalışan, birliğimize kayıtlı 300’ün üzerinde üyemiz var. Ancak Londra finans sektöründe çalışan Türklerin toplam sayısının 500 civarı nda olduğunu tahmin etmekteyiz.

Yapılan toplantılarda İngiltere’de zaten hali hazirda yüzde 50′ ye çıkarılan gelir vergisi üzerine bir de bonuslara getirilecek yüzde 50 vergi olasılığı bir çok üyemizi verginin olmadığı bölgelere g,tme noktasında motive ettiğini gözlemliyorum.

Sosyal adalet tartışmaları haksızlık

Bonusların sosyal adaleti zedelediğ i veya son zamanlarda bahsedilen finansçılar aradınfa ”ahlaki değerlerin düşük olduğu” türü tartışmaları anlamakta zorlanıyorum. Bunu savunanların bankacılık ve finans sektöründen anlamadığı na kuşkum yok. Bankacılık, ekonomide en sıkı düzenlenen endüstridir. Sadece gayrimenkul finansmanı gibi birkaç alt sektörde yeterli düzenlemelerin olmadığını düşünüyorum. Ayrıca krizin asıl nedeni olan ve çok sayıda Amerikan vatandaşının ev sahibi olması için girilen risklerin temelinde, politik sebepler vardır. Sonuçta gayrimenkul finansmanı ile ilgili yaşanan sorunlar diğer zeminlerde de gelişerek küresel krize neden oldu. Bence asıl sosyal adaleti zedeleyenler politik olarak insanlara iyi görünmek için rekabet kuralları nı ortadan kaldıran kararlar alan politikacılardır.

Son zamanlarda gördüğüm kadarı ile politikacılar başta olmak üzere tüm medya suçu bankalara ve mali sisteme atıyor. Asıl sorunun insanları n büyük miktarlarda para kazanmak için kumar oynaması ve bunun zamanla kazanılan bir kültür haline gelmesi olarak sunuldu. Ben bunu tabii ki savunmuyorum ancak bu çarpık bir görünümdür. Hatalı teşvik sistemleri kesinlikle krizin sebeplerinden biridir. Küresel ekonomik dengesizlikler, Amerika’daki aşırı gevşek para politikası ve yüksek krediler krizin meydana gelmesinde çok daha önemli faktörlerdi. Asil bu konulardan cok iyi dersler çıkarılması gerektiği kanısındayım.

 

  • Özlem Özçelik Deutsche Bank AG
  • Uzun çalışma saatleri ve yüksek performans bonusları gerekli kılıyor

Alistair Darling’in vergi düzenlemesini Aralık başında bildirmesi, bütün bir yıl bonus hayalleri kuran bankacıları çok kızdırdı. Bu durum özellikle de üst düzey yöneticiler ve firmaya yüksek kar yaptıran ve bu kardan ciddi bir pay almayı düşünen bankacılar için daha da önem kazanıyor.

Bonus sistemi bankalar için başarı lı olan çalışanlarını mükafatlandı rmak ve ellerinde tutmak için bir araçtır. Yeni vergi düzenlemeleri firmaları ve bankaları nakit bonus vermek yerine maaş artışı veya hisse senedi vermek gibi farklı metotlar bulmaya yöneltiyor.

Hükümetin vergi düzenlemesi, şu ana kadar bankacılık sektörüne yaptığı yardımlar düşünüldüğünde adil olarak görülebilir ama beraberinde çok sayıda bankanın aktivitelerinin bir çogunu offshore yapmayı daha ciddi olarak düşünmelerine yol açtı. Bu düşüncelerin hayata geçmesi ve bankaları n merkezlerini İsviçre gibi ülkelere kaydırmaları Londra’nın Avrupa’nın finans merkezi olma şansını yitimesine neden olur.

Bonusların sosyal adalet duygusunu zedelediği yönündeki eleştirilere iki açıdan bakmak gerekiyor. Finans sektöründeki maaşları n diğer sektörlere göre daha yüksek olduğu bir gerçek ama çalı şanlar açısından bakıldığında çok uzun çalışma saatleri var ve performansları ile firmalarına milyonlar kazandıran insanların kazandırdıklarının belli bir yüzdesini bonus olarak almayı beklemeleri de çok adaletsiz değil diye düşünüyorum.

 

  • Sean Boyle – Sigortacı
  • Hükümete bağlı çalışan bankalar gereksiz bir risk almak yerine bonusları düşürmeliler.

Ben sigorta şirketinde çalıştığım için bu durum beni etkilemiyor ancak bütün banka sisteminin yenilenmesi gerekiyor. Bonusları geri çekmek sadece kısa dönemde bir çözüm olabilir. Oysa bankacılık sisteminin daha uzun dönemde bir yenilenmeye ihtiyaç duyuyor. Nakit para vermek yerine calışanlar arasında hisse paylaşımı sistemi benimsenebilir.

Bu kısa dönem kazanımlar yerine daha sabit bir bankacılık sisteminin oturmasını sağlamakta etkili olacaktır.

Check Also

Londra’ya Home Tiles estetiği

Yaklaşık 10 yıldır Kuzey Londra’da faaliyet gösteren ‘Home Tiles’ firması New Southgate’de açtığı dev mağazası ile hizmet …