Home / Sağlık / Ruh Sağlığı / HEM GURBETTE HEM DEPRESYONDAYIZ

HEM GURBETTE HEM DEPRESYONDAYIZ

Son bir yılda Derman aracılığı ile sağlık teşkilatlarına 19 bin dolayında Türk ve Kürt başvurdu. Bunlardan bire bir hizmet verilen 12 bin hastanın büyük bölümünde temel şikayet konusu fiziksel ağrılar ile depresyon ve ruhsal rahatsızlıklar.

İngiltere’ye göç etmiş Türk ve Kürtlere sağlık alanında danışmanlık servisi sunan Derman vakfının geçen hafta yapılan genel kuruluna dernek başkanı Mehmet Ali Dikerdem’in sözleri damgasını vurdu. 1991 yılından bu yana faaliyet gösteren vakfın çalışmalarını anlatan Dikerdem, ekonomik krizin yol açtığı sosyal ve psikoloik sorunlara karşı faaliyetlerini yoğunlaştırdıklarını vurgularken çarpıcı bir tespiti de kamoyu ile paylaştı. Bu bilgiye göre, Derman’ın servislerinden yararlanarak sağlık kuruluşlarına başvuran Türk ve Kürtlerin önemli bir bölümü kronik vücut ağrıları ve psikolojik sorunlardan şikayetçi. Middlesex Üniversitesi öğretim üyesi de olan sosyolog Mehmet Ali Dikerdem, derneğin geçtiğimiz yıllardaki genel kurullarında da psikolojik sorunların arttığına dikkat çeken açıklamalarda bulunmuştu. Ruh sağlığına yönelik bir servisi de bulunan Derman’a 2006 yılında başvuran 500 dolayında kişinin büyük bir çoğunluğunun intiharı düşündüğünü, bunlardan yaklaşık 70’inin de en az bir kez intihar girişiminde bulunduklarını kaydeden Dikerdem’in uyarıları ile bir süre sonra bütün toplum ve İngiltere yüz yüze geldi. 2007-2008 yıllarında 15 dolayında Türkiyeli genç intihar ederek yaşamlarına son verdi.

Göçmenlik psikolojimizi bozuyor

Uzmanlara göre göçmenlik psikolojik rahatsızlıklar için etkileyici bir faktör. Göçmenlik statüsündeki belirsizlik, dil bilmeme, kültürel farklılıklar, ekonomik sorunlar, aile içi iletişimsizlik gibi pek çok faktör Türk ve Kürt göçmenlerin yaşadığı psikolojik sorunların en önemli nedenleri arasında. Farklı vakıf ve kurumlarda, özellikle göçmenlere yönelik psikolojik danışmanlık yapan Dilek Güngör, göçmenlik psikolojisinin Türk ve Kürtler üzerinde ne denli etkili olduğunu şu cümlelerle dile getiriyor. ’14 yıldır bu ülkede yaşayan ve hala oturumla ilgili problemi olan hastalarım var. Hala pasaportları yok. Hala her hafta imzaya gidiyorlar. Düzenli seansa gelen hasta, terapiye gelmediğinde anlıyorum ki, tutuklanmış ve geldiği ülkeye gönderilmeyi bekliyor. Zaman zaman avukatları ya da yakınlarının ilgisiyle tekrar bırakılıyorlar, ama her an sınır dışı edilme tehlikesi ile karşı karşıyalar. Bu insanların psikolojisi tabii ki bozulur. İnsanlar dil bilmiyor, bu ülkede sağır ve dilsiz duruma düşüyor. Ne konuşabiliyor, ne duyduğunu anlayabiliyor. Avukata gidiyor konuşamıyor, çevreleri ile ilişki kuramıyor, hastaneye ya da herhangi bir yere gittiğinde derdini anlatamıyor. Öyle hastalarım var ki çiftliğindeki ineğini, bir zamanlar sütünü sağdığı keçisini özlüyor. Ve tabii ki özler. Çok insanca duygular bunlar. İnsanlar bazı şeylerden nefret ederek geliyor Avrupa’ya. Geride acı şeyleri bırakırlarken, özleyecekleri şeylerin çoğu zaman farkında olmayabiliyorlar. Zaman zaman da, İngiltere aşağılanıyor ve Türkiye idealleştiriliyor. ‘Orda bir köy var uzakta’ diye bir şarkı vardı çocukluğumda… İşte birey habire o köyünü özlüyor…

Çete savaşları ya da ‘sembolik intiharlar

2007 ve 2008 yıllarında intihar haberleri ile sarsılan Türkiye ve Kıbrıslı göçmenlerin gündeminde bir süredir yaşanan şiddet olayları da var. Toplam 3 kişinin yaşamını yitirdiği, onlarca mekanın kurşunlandığı olaylara çok sayıda Türk ve Kürt gencinin aktif olarak rol aldığı düşünülüyor. Uzmanlar gençlerin bu tip çetelerde yer almasının arkası nda psikolojik rahatsızlıklara da zemin hazırlayan koşulların etkili olduğunu belirtiyor. Görüşlerine başvurduğumuz Psikiyatrist Dr. Zerrin Atakan, İngiltere basınında da geniş yankı uyandıran şiddet olaylarına karışan gençlerin büyük bir boşluk yaşadıklarını gözlemlediğini belirtirken, gençlerin bu tür gruplarda aidiyet duygusunu edindiklerini vurguluyor. Atakan sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘Karşılaştığı sorunlarla başedemeyen, aile ve sosyal iletişimi kuramayan bazi gençler için cetelere üye olmak ve şiddeti bir yöntem olarak benimsemek bir cozum olarak gözüküyor. Iki kultur arasinda bocalarken, ailede ve sosyal çevrede edinilemeyen aidiyet duygusu bu tür gruplarda oluşuyor. ‘Delikanlılık’ tabirine uygun biçimde, kendilerine birşey olmayacağı nı, şiddet eylemlerinin kurbanı olmayacaklarını düşünerek davranıyor olabilirler. ‘ Dr Zerrin Atakan’ın şiddet olaylarına karışan gençler için getirdiği bir nitelendirme ise psikolojik rahatsı zlıkları da beraberinde getiren ruh halinin tercümesi oluyor: ‘Şiddeti doğurabilecek eylemlerde bulunmak sembolik intihar gibi birşey…

Psikolojik destek alanların sayısı artıyor

Batılı toplumlarda oldukça yaygın olan psikolojik danışmanlık Türk ve Kürt göçmenler arasında da giderek benimseniyor. Ekonomik krizle birlikte fon destekleri kısılmasına karşı n daha çok insana ulaşmayı hedefleyen Derman, toplumumuzun en çok başvurduğu adres. Vakıf bünyesinde faaliyet gösteren Ruh sağlığı destek bölümü her yıl onlarca kişiye yardımcı oluyor. Derman gibi kuruluşların dışında kendilerini rahatça ifade edebilecekleri uzmanlar arayan çok sayıda kişi de Türkçe konuşan doktor ve danışmanlara başvuruyor. Görüşlerine başvurduğumuz doktor ve danı şmanlar Türkiye ve Kıbrıslı göçmenlerin psikolojik desteğe ihtiyaç duyduklarında eskiye oranla daha rahat kendilerine ulaştığını kaydediyorlar. Dr Zerrin Atakan çalıştığı kliniğin yanısıra özel olarakta terapi uyguladığını belirtirken, depresyon ve davranış bozukluklarının en sık karşılaştığı psikolojik sorunlar olduğ unu belirtiyor. Uzman psikpterapist Dilek Güngör de toplumumuzda psikoloijk destek almanın artık daha doğal karşılandığını aktarırken, eskiden daha çok kadın hastaları olmasına karşın son yıllarda erkeklerin de destek ve tedavi için uzmanlara başvurduğunu belirtiyor. Güngör, depresyonla birlikte şizofreni gibi rahatsızlıklarla da karşılaştığını kaydediyor.

 

Uzman psikpterapist Dilek Güngör de toplumumuzda psikoloijk destek almanın artık daha doğal karşılandığını aktarırken, eskiden daha çok kadın hastaları olmasına karşın son yıllarda erkeklerin de destek ve tedavi için uzmanlara başvurduğunu belirtiyor.

 

Madde bağımlılığı artıyor

İngiltere’de yaşayan Türk ve Kürt göçmenler arasında alkol ve sigaranı n yanısıra uyuşturucu maddelere bağımlılık giderek yaygınlaşan bir tehlike olarak göze çarpıyor. Türkçe konuşan popülasyonun yoğun yaşadığı Hackney ve Haringey gibi bölgelerde alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele için Türkçe konuşan danışmanların görev yaptığı servisler hizmet veriyor. 1994 yılından bu yana NHS ve bölge belediyelerine bağlı kurumlarda alkol ve uyuşturucu tedavi merkezlerinde çalışan Ferhan Yetişal, özellikle gençlerin karşı karşıya olduğu bu tehlikeli süreci en yakından gözlemleyen uzmanlardan birisi. Türkçe konuşan insanlar arasında uyuşturucu kullanımının oldukça yaygınlaştığının altını çizen Yetişal, bu durumda uyuşturucu çeşitlerinin artmasının ve bulunmasının kolaylaşması nın da etkili olduğunu ifade ediyor. Türkiye ve Kıbrıslı bağımlıların yaşadı kları toplumla karışamamak ya da yanlış bir sosyal çevreye karışmak, sosyal izolasyon, işsizlik, yetersizlik duygusu gibi nedenlerin uyuşturucu kullanımına iten faktörlerden en çok öne çıkanları olduğunu söyleyen Ferhan Yetişal, ‘psikolojik rahatsızlıklarla uyuşturucu kullanımı arasında bir neden sonuç ilişkisinden bahsedilebilir mi?’ sorusunu şöyle yanıtlıyor : ‘Bence çoğunlukla evet. Ruhsal sağlık konusunda çok fazla bilgi ve tecrübe sahibi olmamakla birlikte uzun zamandır uyuşturucu ve alkol tedavisi bölümlerinde çalıştığım için ruhsal sağlık ve bağımlılık problemleri sanki içiçe geçmiş bir durum oluşturuyormuş gibi geliyor. Kişinin ruhsal sağlık bozukluğu mu yoksa kullandığı madde mi daha kötüleştiriyor durumu, bu çok belirgin değil. Öte yandan yeni bir hayatın, farklı bir kültürün getirleri götürüleri, entegrasyon problemi, kuşak çatışmaları, sosyal statünün uzun yıllar dengelenememesi gibi bir çok sorun kişilerin ruhsal sağlıklarında bozulmalara yol açabilir. Ve doğaldır ki, bu sorunlara sahip kişiler kaçış veya tam tersi kendini bulma arzusu ile madde kullanımına meyil gösterebilir.

Sorunlarım var, sigarayı bırakamıyorum!

NHS’e bağlı sigarayı bırakma programları ndan terapist olarak görev yapan Ufuk Genç sigara kullanan Türk ve Kürtlere ilişkin gözlemlerini sorduk. Türkiyeli göçmenlerin İngiltere’de yaşayan toplumlar arası nda sigara kullanma oranının en yüksek olduğu göçmen gruplarından birisi olduğunun altını çizen Genç, son yıllarda gençler ve kadınlarda da sigara kullanımının yaygınlaştığının gözlendiğini kaydetti. Sigarayı bırakma programlarına katı lan Türk ve Kürtlerin neredeyse tamamının sigaranın zararlarının farkında olduğunu belirten Genç, buna rağmen kullanıcıların içinde bulundukları sıkıntıları gerekçe göstererek sigarayı bırakamadıklarını ifade ediyor. Yaklaşık 10 yıldır sigara bırakma programlarını sürdüren Ufuk Genç, sigara kullanıcılarına ilişkin şu gözlemlerini aktarıyor : ‘Türkçe konuşan toplumda sigara kullanıcılarının çoğunluğu erkekler. Erkeklerin çoğu Türkiye’den geldiklerinde sigaraya başlamı ş oluyorlar. Ancak sigara içen kadı nların önemli bir bölümü bu ülkeye geldikten sonra sigaraya başlıyorlar. Bu aynı zamanda kendini ifade tarzı aracı olarakta görülüyor. Terapilerden gözlemlediğim kadarı ile sigara kullanıcılarının tamamı zararlarının farkında. Doktordan çok ciddi uyarılar almadıkça, kalp krizi gibi sorunlar yaşamadıkça görmezden geliyorlar. Sigarayı bırakmama gerekçeleri ise, içinde bulundukları sosyal ve ekonomik sıkıntılar. Stres faktörü, belki başlamanı n değil ama bırakamamanın en önemli nedenlerinden birisi gibi görünüyor.

 

Check Also

Sizi şişmanlatan gıdaları tespit edin

şimdi bizim toplumda Sağlıklı beslenme kursları veren Yemek Kulübü, York Test ile vücudun 113 yiyeceğe toleransını saptıyor. Başağrısından halsizliğe, sivilceden …